Can you meet me halfway

İçmek...

Gerçekten sarhoş olduğunu fark edince korkmak, ağlamaya başlamak...
Sevgili insanının sen bunları yaşarken ayık olması...
Sarhoş olmana rağmen bunun hakkında kaygılanman..
Bu kaygının yerinde olmadığını bildiğin için üzülmek..
Bu kadar düşünce arasında yataktan doğrulmaya çalışırken düşmek.. Daha beter ağlamak. Sevgilinin seni karga tulumba tuvalete götürmesi. Kusmakla Ağlamak ve ağlamakla kusmak arasında gidip gelen zikzaklar..

Koltuğa oturduğunda durumla ilgili söylediğin herşeyi sevgilinin masa üstü bilgisayarının mutelif yerlerine keçeli kalemle yazması... Yatağa nasıl gittiğini bilmemek. Sabah uyandığında çektiğin lanet başağrısı. Sevgilinin bebeksi yüzüyle hatırlanan zırıltılar... daha sonra kalkıp yüzgöz toparlamaya çalışmak sevgili uyanmadan... Bundan sonra bide aman be diyip Kuçuradi'nin Etik'ini alıp yatağa dönmek, o kafayla sevgili uyanana kadar yaklaşık 1 saat süresince insanın kendini değerlendirmesini anlayamaya çalışmak.. Bu ironiye gülmek, gülerken sevgilinin uyanması. Dalga geçmesi... Hatta dalga değil taşak geçmesi.. Utanmak. Olum çok utanmak...

Bi de söylediğimiz pidenin içindeki kavurmalar çok kötüydü ama berat hepsini yedi.

*Yememiş atmış.
*Yemeseydim de atsa mıydık gibi oldu.
*Ya da olmadı.
*Of siktir.
*bu yıldız ne güzelmiş lan.
*ehe durduramıyorum.
* where is my mind'in girişindeki o tonda bir..
*Sıtap!

0 yorum: